EVLİLİKTE CİNSELLİK |
Önce sev, sonra seviş De Angelis, kadınların cinsel hayatlarıyla ilgili bilinmesi gerekenleri 4 maddede topluyor ve kadının seksüel sırlarını ortaya çıkarıyor: * Kadınlar önce beyin ve kalplerinden uyarılırlar. * Kadınların seks arzusu duymaları için, kendilerini rahatlamış ve tüm problemlerden arınmış hissetmeleri gerekir. Bu çok önemlidir. * Kadınlar, tahrik edilmekten çok hoşlanırlar. * Kadınlar seks konusunda aceleye getirilmekten nefret ederler. Erkeklere öneriler Sevgi ve şefkat Kadının kalbine giden yolda sevgi dolu ve şefkatli olmak zorundasınız. Eğer tutkulu bir cinsel yaşam arzu ediyorsanız, onun kalbini takdir, ilgi ve şefkatle doldurun. Yatak dışı ilişki Sevişmek için yatağa girmeyi beklemeyin. Unutmayın, bir kadının yataktaki arzusunun miktarını belirleyen onunla yatak dışındaki ilişkinizde olup biten her şeydir. Ön sevişme Usta bir duygusal ön sevişmeci olun. Onu rahatlatmak için ne yapabileceğinizi sorun. Onu neyin seksi ve feminen hissettirdiğini bulun. Mum mu, iç çamaşırı mı, içi köpüklü bir banyo mu, masaj yağları mı? İşte ideal erkek Aşağıda sayılan özelliklerin birkaçını bile yapısında barındıran erkek, kadınların kalbini fethediyor... E, tabii bu özelliklerin hepsine sahip olanlar ise kadınlar aleminde 'ilah' sayılıyor... * Yavaş sevişip, güzel öpüşen, * Kadınla yatakta konuşan, * Gözleriyle bir kadına onu çok sevdiğini anlatabilen, * Kadını soymaya vakit harcayan, * Dokunurken uyarmayı becerebilen ve bundan hoşlanan, * Bir kadının saçına babasından farklı dokunabilen, * Bir kadının yatakta ve onun dışında ne istediğini keşfetmesine fırsat veren, * Cinsel açıdan bir kadını baştan ve yoldan çıkarmayı bilen, * Kendilerini fiziksel olarak sevişmeye hazırlayan, * Bir kadına kendini her fırsatta güzel hissettiren, * Masaj yapmayı bilen... Daha çok sevişin Cinsellik, beyinde endorfin üretimini arttırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve serotininle birlikte zevk hormonları olarak sakinlik verir. Tatmin hisleri yaratır. Vücuda sağladığı yararlar yüzünden seks, uzmanlar tarafından sıklıkla önerilir. Keyif verir Endorfin, serotonin ve dopamin coşku yaratır. Beş duyu organı, okşanmakla, yemekle, içkiyle uyarıldığında bu duyular doğrudan beyne ulaşır. Sonuç ise mutluluktur. Acıları azaltır: Cinsel tatmin acı eşiğini yükseltir. Bu da endorfinin etkilerinden biridir. Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir Kasları gevşetir Okşanmaların yarattığı mekanik etkiyle, haz alınan uyarılmalar vücuda yayılır. Derideki hassas alıcılardan uyarılar iliklere ve beyne taşınır. Beyinden gelen emirle kaslar gevşer. Vücut rahatlar. Dolaşım hızlanır Cinsel uyarılma sırasında kan akışı cinsel organlarda yoğunlaşır, bir miktar da bütün vücuda yayılır. Arterler önce gerilip zevk anında gevşer. Kalbi de ateşler Cinsel uyarının en yüksek noktasında kalp atışı dakikada 110-180'e çıkar. Ancak bu etki, seksin sporun yerini dolduracağı anlamına gelmez. Çünkü cinsel ilişki spordan daha kısa sürer. Formda hissetirir Sevişme sırasında harcanan kalorinin zayıflatıcı etkisi vardır. 20 dakikalık bir ilişkide 200 kalori kaybedilir. bu yarım saat tenis oynamakla eşdeğerdir. Adeti düzenler Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı ağrısız veya az sancılı adet dönemi geçirirler. Olumlu olmayı sağlar Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşüncelerin ve takıntıların oluşmasını önleyip olaylara olumlu bir bakış sağlar Bağırsaklara masaj Cinsel ilişki sırasında karın kaslarının kasılması, derinlere kadar etkisini gösteren bir masaj gibidir. Laksatif etki sağlar. |
Evlilikte Cinsel Yaşam Ve İlk Cinsel İlişki
18/9/2009 tarihinde yazıldı.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
| Evlilikte Cinsel Yaşam Ve İlk Cinsel İlişki |
Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir. Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer. Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır. Kadın ve erkek ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur. Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir. Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks yapabilmelerini)pek anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır. Bazen ise doğanın bir savunma sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır. Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir. O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır. |
Cinsel uyumu korumanın yolları | |
|
Evlilikte Cinsel Uyum
Evlilikte uyum çok önemlidir ve bunu etkileyen birçok faktör vardır. Evlilik uyumunda önemli faktörlerden biri de cinsel uyumdur. Çünkü evlilik kadın ve erkek olmak üzere iki farklı cinsin ilişkisidir ve uyum için iki tarafın da kişilik ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Cinsellik evlilik ilişkisinde önemlidir çünkü kişiliğin bir parçası da cinsel kimliktir ve ruhsal bütünlük için insanın cinsiyete ait ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir.
Cinsel ilişki iki insan arasında duyguların sadece sözle değil bedenle de ifade edildiği en yakın ve en yalın ilişki biçimidir. Ancak her insanın ilişki kurma tarzının farklı olduğu gibi cinsellik de son derece öznel bir yaşantıdır ve insanlar cinsellikle ilgili beklentiler ve ifade biçimlerinde çok farklıdırlar. Evlilikte cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, psikolojik ve iletişimsel yanı da olan çok boyutlu karmaşık bir süreçtir. Kişinin cinsel yaşamı biyolojik yapısından, yaşam koşullarından, içinde yetiştiği ve yaşadığı kültürel çevreden etkilenir. Bu nedenle de sorunsuz, uyumlu bir cinsel yaşam için neyin gerekli olduğunu, cinsellikte neyin normal neyin ise anormal olduğunu söylemek oldukça zordur. Eşlerin cinsel yaşamında olması veya olmaması gerekenler iki kişinin beklentisine bağlıdır diyebiliriz. Bu beklentilerin anlaşılması için eşler arasında açık bir iletişim olması gerekir. Beklentilerin anlaşılması ve ortak bir noktada buluşulması hemen olmaz, evlilikte cinsel uyum zaman alır ve çaba gerektirir.
Evliliğin bütününün sağlıklı olması için hem eşler arasındaki iletişimin hem de cinselliğin sorunsuz gitmesi gerekir ve her iki alandaki sorunlar da birbirini etkiler. Araştırmalar cinsel işlev bozuklukları ve evlilik sorunlarının çoğunlukla bir arada görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak öncelik sırası farklı olabiliyor, yani bazen evliliğin başka alanlarındaki sorunlar cinsel uyumu etkiliyor, örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya iletişimsel çatışmalar cinsel ilgi ve isteğin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de cinsellikteki sorunlar evlilik uyumunu bozuyor.
Toplumda bazı yanlış inanışlar var. “Birbirini seven, iyi anlaşan çiftlerin cinsel yaşamları da iyidir” diye düşünmek yanlış bir inanış, evlilik uyumunun iyi olması eşlerin cinsel sorun yaşamalarına engel değildir. Yine aynı şekilde “Cinsel yaşam iyi ise evlilik iyi gider” demek de yanlıştır, cinselliğin iyi olması evliliğin bütününün de mutlaka iyi gideceğini göstermez. Ancak şu da bir gerçek ki; eşler arasındaki ilişki uyumluysa cinsel sorunlar çözülebilir ve cinsel uyum sağlanabilir. Çünkü sorun çözme önemli bir ilişki kurma becerisidir, dolayısıyla evlilikte ve cinsellikte mutluluk çiftlerin iletişim becerileri ile ilişkilidir. Öte yandan evliliğin diğer alanlarında sorun devam ediyor olsa bile terapide çiftlerin cinsel yaşamdaki sorunlarını çözmelerini sağladığımızda evliliğin diğer alanlarındaki sorunların çözümünün de kolaylaştığını, hatta bazen kendiliğinden çözüldüğünü görüyoruz, çünkü cinsellik çok yakın bir ilişki biçimidir ve insanda doyum duygusu sağlayan bir yaşantıdır, bu alanda yakınlığın ve olumlu duyguların yaşanması kişilerin birbirlerine ve yaşamlarına bakışına pozitif etki edebiliyor.
Sonuç olarak; evlilikte cinsel uyum süreci birlikte öğrenme sürecidir ve iletişim gerektirir. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için eşlerin sorunlarını konuşabilmeleri, bundan çekinmemeleri, cinsel konularda bilgilenerek hem cinselliği hem de birbirlerini tanımaya çalışmaları gerekmektedir. Bu noktada eşlerin bazen uzman yardımına ihtiyacı olabiliyor. Çünkü toplumumuzda cinsellik hala çok rahat konuşulan bir konu değil. Cinsel eğitim ne okullarda ne de aile içinde yeterli şekilde verilmiyor ve çoğu insan cinselliği gelişme çağında kulaktan dolma bilgilerle çevreden, arkadaşlardan ediniyor, dolayısıyla eksik hatalı bilgiler kulaktan kulağa, geleneksel çarpıtmalarla birlikte yayılıyor. Toplumun genelinde yaygın olan bu bilgiler herkes tarafından böyle bilindiği için de bir süre sonra doğru kabul ediliyor.
Cinsel bilgi eksikliği veya yanlış bilgilenmeler insanın zihninde cinsellikle ilgili hatalı düşünce şemalarının oluşmasına neden olur. Bu düşünce şemaları da aşırı kaygıya, suçluluk duygularına, gerçekçi olmayan beklentilere ve başarma-başaramama korkusu gibi sonuçlara yol açarak çeşitli cinsel işlev bozukluklarına zemin yaratır.
Cinsel sorunların tedavisinde; cinsel bilgi eksikliklerinin giderilmesi, eşler arasında uyumun sağlanması için cinsel iletişimin zenginleştirilmesi, hatalı düşünme biçimleri ve davranışlarının fark edilmesi ve bunların yerine doğru, olumlu düşüncelerin, davranışların geliştirilmesi sağlanmaya çalışılır.
Kayınvalide stresinden kurtulmak için nasıl yaşamalı?
18/9/2009 tarihinde yazıldı.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
| ||||
Stresle baş etmenin 12 yolu: 1. Stres kaynağını belirleyin Stres yaratan kaynağı ortadan kaldırmak için atacağınız küçük adımlar sonucu bedeninizin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilirsiniz. 2. Sorun çözme ve yapıcı diyaloglarla Karşınıza çıkan durumlarla daha iyi baş edebilirsiniz. Örneğin zaman veya finansal yönetim konularında bir uzmana danışabilirsiniz. Sorunları çözme konusunda kendinize güveninizi artıracak adımlar atın. 3. Beden kimyasına yardım edin Fiziksel açıdan bakıldığında bedenin strese tepkisi tamamen kimyasaldır. Bu tepkiyi gerçekleştiren hormonlar ve diğer öğeler yiyecek seçimlerimizden ve çevremizden etkilenirler. Besin değeri yüksek yiyecekler tüketmek hem hormonlarımızı hem de sinir sistemimizi destekleyerek stresle baş etmemizi kolaylaştırır. Kahve gibi uyarıcılar ve gıda katkıları bu sistemlerin işleyişlerini ağırlaştırırlar. 4. Daha çok meyve ve sebze tüketin Magnezyum, potasyum, kalsiyum ve C vitamini ile B vitamini açısından zengin besinler sinir sistemimizi ve stres tepkisini kontrol eden böbrek üstü bezlerini beslerler. Taze sebze, kuru yemiş ve çekirdeklerde bol miktarda bulunurlar. Yeşil yapraklı sebzeler, magnezyum ve kalsiyum açısından zengindir. Meyvelerin çoğu ise potasyum ve C vitamini kaynağıdır. Renkli yiyecekler seçin - yeşil, kırmızı, portakal ve sarı renkler. Bu yiyeceklerin içerdiği vitaminler, mineraller ve diğer bitkisel besinler bedenin kendini onarma sürecini destekler. 5. Tam yulaf bitki bilimde sinir sistemini teskin etmekte kullanılır. Bir çanak yulaf ezmesi sizi hem sakinleştirir hem de kandaki şeker seviyesini dengeler. 6. Daha çok su için Bedenimizin %75'i sudur ve susuz kaldığında stresle baş etme becerisini kaybeder. Susama hissi, beden ileri derece susuz kaldığında ortaya çıkar. Günde en az 8 su bardağı su için (kahve, çay, gazlı içecekler veya bira su yerine geçmez). 7. Sakinleştirici bitkilerden yararlanın Stres ve endişeyi bu bitkilerle azaltın. Lavanta, Melisa (Oğul otu, Lat. Melissa officinalis, Ing. Lemon Balm) ve Dunal otu (Lat. Withania somnifera) çaylarını doğal ürün dükkanlarında bulabilirsiniz. Homepatik karışımlar ve bitki özleri de güçlü sakinleştiricilerdir. 8. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin Strese verdiğimiz tepki bağışıklık sisteminin işleyişini engelleyerek bedenimizi soğuk algınlıklarına ve iltihaplara yatkın hale getirir. Çinko, C vitamini ve Ekinazya (Lat. Echinacea angustifolia) ya da bir Geven (Lat. Astragalus) türü olan Astragalus membranaceus gibi bağışıklık sistemini güçlendirici bitkiler bu konuda yararlıdır. Kabak çekirdeği ve zencefil kökü çinko açısından zengindir. Taze biber çeşitleri yüksek dozda C vitamini içerirler. 9. Stresle baş etmek için egzersiz yapın Hafif egzersiz yapmak endorfin, yani mutluluk hormonlarının üretimini artırır. Kan basıncını düşürür ve şeker seviyesini düzenler. Yoğun egzersiz ise bastırılmış öfkenin dışavurularak temizlenmesini sağlar. 10. Sigara ve alkol tüketimini azaltın Beden bu maddeleri metabolize etmeye çalışırken özellikle sinir sistemi ve böbrek üstü bezleri için değerli besinleri ziyan eder. 11. Masaj olun Masajın sinir sistemi üzerinde gevşetici bir etkisi vardır ve kasılmış adaleleri yumuşatır. Ayrıca masaj sırasında kendimizi iyi hissetmemiz de hormonlarımızı harekete geçirir ve duygularımıza yansır. 12. Yeterince uyuyun Eğer uyumakta zorlanıyorsanız papatya, pasiflora ve kedi otu kökü gibi sakinleştirici bitkilerden yararlanabilirsiniz. |