Evlilikte Cinsellik

18/9/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

EVLİLİKTE CİNSELLİK

Önce sev, sonra seviş

Sekse giden yol, kadının kalbinden ve beyninden mi geçer?

Kadınların seks için önce kalbini ve beynini kazanmak ardından takdir, ilgi, sevgi ve şefkati üzerlerinden eksik etmemek gerekiyor... Bu sözler Psikolog Barbara De Angelis'a ait. Angelis, erkeklerin stresle baş edebilmek ve gerilimden kurtulabilmek için seks yaptıklarını söylüyor.
Kadınlarınsa seks yapmaları için gerilimden ve stresten uzaklaşmalarının şart olduğuna dikkat çekiyor.

De Angelis, kadınların cinsel hayatlarıyla ilgili bilinmesi gerekenleri 4 maddede topluyor ve kadının seksüel sırlarını ortaya çıkarıyor:

* Kadınlar önce beyin ve kalplerinden uyarılırlar.

* Kadınların seks arzusu duymaları için, kendilerini rahatlamış ve tüm problemlerden arınmış hissetmeleri gerekir. Bu çok önemlidir.

* Kadınlar, tahrik edilmekten çok hoşlanırlar.

* Kadınlar seks konusunda aceleye getirilmekten nefret ederler.

Erkeklere öneriler

Sevgi ve şefkat

Kadının kalbine giden yolda sevgi dolu ve şefkatli olmak zorundasınız. Eğer tutkulu bir cinsel yaşam arzu ediyorsanız, onun kalbini takdir, ilgi ve şefkatle doldurun.

Yatak dışı ilişki

Sevişmek için yatağa girmeyi beklemeyin. Unutmayın, bir kadının yataktaki arzusunun miktarını belirleyen onunla yatak dışındaki ilişkinizde olup biten her şeydir.

Ön sevişme

Usta bir duygusal ön sevişmeci olun. Onu rahatlatmak için ne yapabileceğinizi sorun. Onu neyin seksi ve feminen hissettirdiğini bulun. Mum mu, iç çamaşırı mı, içi köpüklü bir banyo mu, masaj yağları mı?

İşte ideal erkek

Aşağıda sayılan özelliklerin birkaçını bile yapısında barındıran erkek, kadınların kalbini fethediyor... E, tabii bu özelliklerin hepsine sahip olanlar ise kadınlar aleminde 'ilah' sayılıyor...

* Yavaş sevişip, güzel öpüşen,

* Kadınla yatakta konuşan,

* Gözleriyle bir kadına onu çok sevdiğini anlatabilen,

* Kadını soymaya vakit harcayan,

* Dokunurken uyarmayı becerebilen ve bundan hoşlanan,

* Bir kadının saçına babasından farklı dokunabilen,

* Bir kadının yatakta ve onun dışında ne istediğini keşfetmesine fırsat veren,

* Cinsel açıdan bir kadını baştan ve yoldan çıkarmayı bilen,

* Kendilerini fiziksel olarak sevişmeye hazırlayan,

* Bir kadına kendini her fırsatta güzel hissettiren,

* Masaj yapmayı bilen...

Daha çok sevişin

Seks sadece tensel bir doyum olarak algılanmamalı... Bakın, cinsel ilişki hem kadın hem de erkek için hazzın dışında ne gibi yararlar sağlıyor?

Cinsellik, beyinde endorfin üretimini arttırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve serotininle birlikte zevk hormonları olarak sakinlik verir. Tatmin hisleri yaratır. Vücuda sağladığı yararlar yüzünden seks, uzmanlar tarafından sıklıkla önerilir.

Keyif verir

Endorfin, serotonin ve dopamin coşku yaratır. Beş duyu organı, okşanmakla, yemekle, içkiyle uyarıldığında bu duyular doğrudan beyne ulaşır. Sonuç ise mutluluktur. Acıları azaltır: Cinsel tatmin acı eşiğini yükseltir. Bu da endorfinin etkilerinden biridir. Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir

Kasları gevşetir

Okşanmaların yarattığı mekanik etkiyle, haz alınan uyarılmalar vücuda yayılır. Derideki hassas alıcılardan uyarılar iliklere ve beyne taşınır. Beyinden gelen emirle kaslar gevşer. Vücut rahatlar.

Dolaşım hızlanır

Cinsel uyarılma sırasında kan akışı cinsel organlarda yoğunlaşır, bir miktar da bütün vücuda yayılır. Arterler önce gerilip zevk anında gevşer.

Kalbi de ateşler

Cinsel uyarının en yüksek noktasında kalp atışı dakikada 110-180'e çıkar. Ancak bu etki, seksin sporun yerini dolduracağı anlamına gelmez. Çünkü cinsel ilişki spordan daha kısa sürer.

Formda hissetirir

Sevişme sırasında harcanan kalorinin zayıflatıcı etkisi vardır. 20 dakikalık bir ilişkide 200 kalori kaybedilir. bu yarım saat tenis oynamakla eşdeğerdir.

Adeti düzenler

Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı ağrısız veya az sancılı adet dönemi geçirirler.

Olumlu olmayı sağlar

Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşüncelerin ve takıntıların oluşmasını önleyip olaylara olumlu bir bakış sağlar

Bağırsaklara masaj

Cinsel ilişki sırasında karın kaslarının kasılması, derinlere kadar etkisini gösteren bir masaj gibidir. Laksatif etki sağlar.

Evlilikte Cinsel Yaşam Ve İlk Cinsel İlişki
Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir.

Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer. Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır.

Kadın ve erkek ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur.

Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir. Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks yapabilmelerini)pek anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır. Bazen ise doğanın bir savunma sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır.

Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir.

O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır.

Cinsel uyumu korumanın yolları
Cinsel çekim iki insanın bir araya gelmesinde ve ilişkinin uzun dönem sürmesinde büyük rol oynuyor. Bu çekimi bir ömür boyu sürmesi beklenen evlilik süresince korumak ise çiftlere düşüyor.

Cinsel uyumu korumanın püf noktalarını ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolünü Memorial Hastanesi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz anlattı.

KARŞILIKLI MUTLU BİR CİNSEL İLİŞKİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Çiftlerin emek harcaması gerekir. Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz.

- Parasal konulara dikkat!
Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir.

- Kişisel inançlara saygı gösterin
Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide “doğrular” ve “yanlışlar” yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir

- Yeniliklere açık olun!
Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir.

- Filmlerdeki cinselliğin etkisi altında kalmayın
Mümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilirsiniz ve seçersiniz. Kendi cinselliğinizi, cinsellikle ilgili başkalarının “normal” saydığı filmlerde size sunulan ‘sorunsuz’ ya da ‘ideal’ kalıplara uydurmaya çalışmayın.

- Eşinizi tanımaya çalışın
Çeşitli seks teknikleri öğrenmektense eşinizin cinselliği hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışın. Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardımcı olun.

- Cinselliği bir silah olarak kullanmayın
Bazı çiftler, evlilikteki diğer sorunları çözmek için seksi bir silah gibi kullanırlar ki bu yöntem sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur.

- Cinsel hayatınızı eşinizle konuşun
Evlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı komünikasyona bağlıdır. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ertelemeden çözmeye çalışın ki dönüşümlü olarak cinsel ilişkinizi de etkilemesin. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak ve eşinizin cinsel arzularına karşılık vermek çok zordur. Seks hayatınızı eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmedikleriniz, isteklerinizi, duygularınız, fantezileriniz eşinizle paylaşın. Paylaşın ve birlikte öğrenin.


UZUN VE SAĞLIKLI BİR EVLİLİKTE CİNSEL YAŞAMIN ROLÜ NEDİR?
Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle, hepsi olmasa bile, evliliklerden mitsel düzeyde beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu mitlerle uyuşmaz ise eşlerden biri veya her ikisi birden çok büyük hata yaptıklarını düşünebilirler.

İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır?
Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissedikleri ve yine bütün çiftlerin aşkı hissetmedikleri zaman vardır. Ama bu sadece duygularda aşkı hissetmemek aşkın orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü ne de yeterli yeteneği vardır. Mutluluk kişinin kendi içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

Sadece sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?
Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Evlilik ince örülen bir oya işi gibidir. Bir gecelik bir iş değildir. İnce detayları vardır ve hassas olmak gerekir. Eşler tutarlı ve sürekli bir şekilde birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine hassas bir şekilde yaklaşırlarsa ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse işte o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelikte o zaman ortaya çıkar.

Bir eş ne kadar zeki olursa olsun veya ne kadar güçlü kişisel özellikleri olursa olsun eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finanssal ihtiyaç ve beklentiler açık bir şekilde sözel olarak iletilmelidir. Eşin gerçekçi bir şekilde o ihtiyacı veya beklentiyi karşılayabilme gücü varsa bunu gerçekleştirebilmek için önce böyle bir ihtiyacın ve beklentinin varlığından haberdar olması gerekir.

Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?
Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değildir. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları vardır. Bu farklılıklar bir eşin doğru diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez; sadece eşlerin birbirlerinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenmiş olacaklar. Önemli olan iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesidir.

Bu bilgiler ışığında eğer eşler kendilerini iyi bir ilişkinin dinamikleri hakkında eğitmek için yeterince efor ve zaman harcarlarsa ve ilişkilerinde etkili ve doğru iletişim tekniklerini kullanırlarsa yıllarca sürecek sağlıklı ve doyurucu bir ilişki yaşama olasılıklarını ve şanslarını yükseltmiş olacaklardır.

Evlilikte Cinsel Uyum

18/9/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Evlilikte Cinsel Uyum

Evlilikte uyum çok önemlidir ve bunu etkileyen birçok faktör vardır. Evlilik uyumunda önemli faktörlerden biri de cinsel uyumdur. Çünkü evlilik kadın ve erkek olmak üzere iki farklı cinsin ilişkisidir ve uyum için iki tarafın da kişilik ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Cinsellik evlilik ilişkisinde önemlidir çünkü kişiliğin bir parçası da cinsel kimliktir ve ruhsal bütünlük için insanın cinsiyete ait ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir.

Cinsel ilişki iki insan arasında duyguların sadece sözle değil bedenle de ifade edildiği en yakın ve en yalın ilişki biçimidir. Ancak her insanın ilişki kurma tarzının farklı olduğu gibi cinsellik de son derece öznel bir yaşantıdır ve insanlar cinsellikle ilgili beklentiler ve ifade biçimlerinde çok farklıdırlar. Evlilikte cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, psikolojik ve iletişimsel yanı da olan çok boyutlu karmaşık bir süreçtir. Kişinin cinsel yaşamı biyolojik yapısından, yaşam koşullarından, içinde yetiştiği ve yaşadığı kültürel çevreden etkilenir. Bu nedenle de sorunsuz, uyumlu bir cinsel yaşam için neyin gerekli olduğunu, cinsellikte neyin normal neyin ise anormal olduğunu söylemek oldukça zordur. Eşlerin cinsel yaşamında olması veya olmaması gerekenler iki kişinin beklentisine bağlıdır diyebiliriz. Bu beklentilerin anlaşılması için eşler arasında açık bir iletişim olması gerekir. Beklentilerin anlaşılması ve ortak bir noktada buluşulması hemen olmaz, evlilikte cinsel uyum zaman alır ve çaba gerektirir.

Evliliğin bütününün sağlıklı olması için hem eşler arasındaki iletişimin hem de cinselliğin sorunsuz gitmesi gerekir ve her iki alandaki sorunlar da birbirini etkiler. Araştırmalar cinsel işlev bozuklukları ve evlilik sorunlarının çoğunlukla bir arada görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak öncelik sırası farklı olabiliyor, yani bazen evliliğin başka alanlarındaki sorunlar cinsel uyumu etkiliyor, örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya iletişimsel çatışmalar cinsel ilgi ve isteğin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de cinsellikteki sorunlar evlilik uyumunu bozuyor.

Toplumda bazı yanlış inanışlar var. “Birbirini seven, iyi anlaşan çiftlerin cinsel yaşamları da iyidir” diye düşünmek yanlış bir inanış, evlilik uyumunun iyi olması eşlerin cinsel sorun yaşamalarına engel değildir. Yine aynı şekilde “Cinsel yaşam iyi ise evlilik iyi gider” demek de yanlıştır, cinselliğin iyi olması evliliğin bütününün de mutlaka iyi gideceğini göstermez. Ancak şu da bir gerçek ki; eşler arasındaki ilişki uyumluysa cinsel sorunlar çözülebilir ve cinsel uyum sağlanabilir. Çünkü sorun çözme önemli bir ilişki kurma becerisidir, dolayısıyla evlilikte ve cinsellikte mutluluk çiftlerin iletişim becerileri ile ilişkilidir. Öte yandan evliliğin diğer alanlarında sorun devam ediyor olsa bile terapide çiftlerin cinsel yaşamdaki sorunlarını çözmelerini sağladığımızda evliliğin diğer alanlarındaki sorunların çözümünün de kolaylaştığını, hatta bazen kendiliğinden çözüldüğünü görüyoruz, çünkü cinsellik çok yakın bir ilişki biçimidir ve insanda doyum duygusu sağlayan bir yaşantıdır, bu alanda yakınlığın ve olumlu duyguların yaşanması kişilerin birbirlerine ve yaşamlarına bakışına pozitif etki edebiliyor.

Sonuç olarak; evlilikte cinsel uyum süreci birlikte öğrenme sürecidir ve iletişim gerektirir. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için eşlerin sorunlarını konuşabilmeleri, bundan çekinmemeleri, cinsel konularda bilgilenerek hem cinselliği hem de birbirlerini tanımaya çalışmaları gerekmektedir. Bu noktada eşlerin bazen uzman yardımına ihtiyacı olabiliyor. Çünkü toplumumuzda cinsellik hala çok rahat konuşulan bir konu değil. Cinsel eğitim ne okullarda ne de aile içinde yeterli şekilde verilmiyor ve çoğu insan cinselliği gelişme çağında kulaktan dolma bilgilerle çevreden, arkadaşlardan ediniyor, dolayısıyla eksik hatalı bilgiler kulaktan kulağa, geleneksel çarpıtmalarla birlikte yayılıyor. Toplumun genelinde yaygın olan bu bilgiler herkes tarafından böyle bilindiği için de bir süre sonra doğru kabul ediliyor.

Cinsel bilgi eksikliği veya yanlış bilgilenmeler insanın zihninde cinsellikle ilgili hatalı düşünce şemalarının oluşmasına neden olur. Bu düşünce şemaları da aşırı kaygıya, suçluluk duygularına, gerçekçi olmayan beklentilere ve başarma-başaramama korkusu gibi sonuçlara yol açarak çeşitli cinsel işlev bozukluklarına zemin yaratır.

Cinsel sorunların tedavisinde; cinsel bilgi eksikliklerinin giderilmesi, eşler arasında uyumun sağlanması için cinsel iletişimin zenginleştirilmesi, hatalı düşünme biçimleri ve davranışlarının fark edilmesi ve bunların yerine doğru, olumlu düşüncelerin, davranışların geliştirilmesi sağlanmaya çalışılır.

Stresle Baş Etme Yöntemleri
Bedenimizin strese olan tepkisi dövüş veya kaç dürtüsü olarak bilinir. Atalarımızın zamanında bu tepki onların vahşi bir hayvanla dövüşmelerine ya da hayvandan kaçmalarına yarardı. Günümüzde stres kaynakları farklı olsa da bedenimizin verdiği tepki aynıdır. Bedenimizde gerçekleşen bir dizi kimyasal reaksiyon doğanın öngördüğü şekilde kullanılmayıp kalbimize, akciğerlerimize ve adalelerimize yoğunlaşarak sindirim ve bağışıklık sistemlerimizin zayıflamasına neden olur. Stres aynı zamanda sinir sistemimiz, kalbimiz ve damarlarımızı da olumsuz etkiler.

Stresle baş etmenin 12 yolu:

1. Stres kaynağını belirleyin

Stres yaratan kaynağı ortadan kaldırmak için atacağınız küçük adımlar sonucu bedeninizin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilirsiniz.

2. Sorun çözme ve yapıcı diyaloglarla

Karşınıza çıkan durumlarla daha iyi baş edebilirsiniz. Örneğin zaman veya finansal yönetim konularında bir uzmana danışabilirsiniz. Sorunları çözme konusunda kendinize güveninizi artıracak adımlar atın.

3. Beden kimyasına yardım edin

Fiziksel açıdan bakıldığında bedenin strese tepkisi tamamen kimyasaldır. Bu tepkiyi gerçekleştiren hormonlar ve diğer öğeler yiyecek seçimlerimizden ve çevremizden etkilenirler. Besin değeri yüksek yiyecekler tüketmek hem hormonlarımızı hem de sinir sistemimizi destekleyerek stresle baş etmemizi kolaylaştırır. Kahve gibi uyarıcılar ve gıda katkıları bu sistemlerin işleyişlerini ağırlaştırırlar.

4. Daha çok meyve ve sebze tüketin

Magnezyum, potasyum, kalsiyum ve C vitamini ile B vitamini açısından zengin besinler sinir sistemimizi ve stres tepkisini kontrol eden böbrek üstü bezlerini beslerler. Taze sebze, kuru yemiş ve çekirdeklerde bol miktarda bulunurlar. Yeşil yapraklı sebzeler, magnezyum ve kalsiyum açısından zengindir. Meyvelerin çoğu ise potasyum ve C vitamini kaynağıdır. Renkli yiyecekler seçin - yeşil, kırmızı, portakal ve sarı renkler. Bu yiyeceklerin içerdiği vitaminler, mineraller ve diğer bitkisel besinler bedenin kendini onarma sürecini destekler.

5. Tam yulaf

bitki bilimde sinir sistemini teskin etmekte kullanılır. Bir çanak yulaf ezmesi sizi hem sakinleştirir hem de kandaki şeker seviyesini dengeler.

6. Daha çok su için

Bedenimizin %75'i sudur ve susuz kaldığında stresle baş etme becerisini kaybeder. Susama hissi, beden ileri derece susuz kaldığında ortaya çıkar. Günde en az 8 su bardağı su için (kahve, çay, gazlı içecekler veya bira su yerine geçmez).

7. Sakinleştirici bitkilerden yararlanın

Stres ve endişeyi bu bitkilerle azaltın. Lavanta, Melisa (Oğul otu, Lat. Melissa officinalis, Ing. Lemon Balm) ve Dunal otu (Lat. Withania somnifera) çaylarını doğal ürün dükkanlarında bulabilirsiniz. Homepatik karışımlar ve bitki özleri de güçlü sakinleştiricilerdir.

8. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin

Strese verdiğimiz tepki bağışıklık sisteminin işleyişini engelleyerek bedenimizi soğuk algınlıklarına ve iltihaplara yatkın hale getirir. Çinko, C vitamini ve Ekinazya (Lat. Echinacea angustifolia) ya da bir Geven (Lat. Astragalus) türü olan Astragalus membranaceus gibi bağışıklık sistemini güçlendirici bitkiler bu konuda yararlıdır. Kabak çekirdeği ve zencefil kökü çinko açısından zengindir. Taze biber çeşitleri yüksek dozda C vitamini içerirler.

9. Stresle baş etmek için egzersiz yapın

Hafif egzersiz yapmak endorfin, yani mutluluk hormonlarının üretimini artırır. Kan basıncını düşürür ve şeker seviyesini düzenler. Yoğun egzersiz ise bastırılmış öfkenin dışavurularak temizlenmesini sağlar.

10. Sigara ve alkol tüketimini azaltın

Beden bu maddeleri metabolize etmeye çalışırken özellikle sinir sistemi ve böbrek üstü bezleri için değerli besinleri ziyan eder.

11. Masaj olun

Masajın sinir sistemi üzerinde gevşetici bir etkisi vardır ve kasılmış adaleleri yumuşatır. Ayrıca masaj sırasında kendimizi iyi hissetmemiz de hormonlarımızı harekete geçirir ve duygularımıza yansır.

12. Yeterince uyuyun

Eğer uyumakta zorlanıyorsanız papatya, pasiflora ve kedi otu kökü gibi sakinleştirici bitkilerden yararlanabilirsiniz.